Çarşamba, Aralık 2Diş Hekimliğinde Türkiyenin Sesi
Shadow

Türkiye’de Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetlerinin Gelişimi ve Eğitim

Ülkemizde sunulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin son yıllardaki gelişimi ile beraber vatandaşın sağlık hizmetlerinden memnuniyetine katkısı gözle görülür bir şekilde hissedilmektedir. Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin bu noktaya gelmesinde sağlık personelinin payı en üst düzeydedir. Ülkemizde ağız ve diş sağlığı hizmetleri birçok Avrupa ülkesinden bile daha iyi düzeydedir. Bugün, birçok merkez ve hastanede sosyal güvenlik kapsamında olan tüm vatandaşlara katılım payı olmadan veya cüzi bir miktarla, diş hekimliği ile ilgili tüm muayene ve girişimsel işlemlere ilişkin hizmetler verilmektedir.
Ağız-Diş Sağlığı Hizmetlerinin Gelişimi
Türk Diş Hekimliği Tarihi, uzun yıllar Türk Tıp Tarihi içinde bir bölüm olarak ele alınmıştır. Ancak cerrahi bir sanat alanı olan diş hekimliğinin, 19. yüzyılda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelişmeye başlaması ile ayrı bir bilim dalı olarak incelenmeye başlamıştır. 19. yüzyılda Türkiye’de diş hekimliği, tıbbın diğer kolları gibi bir disiplin altına alınmaya başlanmış ve 20. yüzyılda daha da gelişmiştir.
Cumhuriyet döneminde yapılan bir çok sağlık reformuna rağmen, Türkiye’de 2003 yılı öncesinde ağız ve diş sağlığı hizmetleri büyük ölçüde piyasa şartlarına terk edilmiş durumdaydı. Vatandaşlar ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerini daha çok serbest diş hekimlerinden, ceplerinden ödeme yaparak karşılamak zorundaydı. 2002 yılında Türkiye’de 16.371 diş hekimi bulunmasına rağmen Sağlık Bakanlığında istihdam edilen diş hekimi sayısı sadece bunların %20’si (3.211) idi. İstihdam edilen hekim sayısının yarısına yetecek kadar bile diş üniti yoktu. 2002 yılında Sağlık Bakanlığında faal olarak kullanılabilecek diş üniti sayısı sadece 1.071 idi. İstihdam edilen bu az sayıda diş hekiminin hizmet verebilmesi için yeterli fiziki imkân ve teknik donanım sağlanmamıştı. Bu durum ağız-diş sağlığı hizmetlerindeki verilen hizmetlere şöyle yansımıştı: 2002 yılında Sağlık Bakanlığı tesislerinde yapılan sabit protez sayısı 349 bin, dolgu sayısı 371 bin ve kanal tedavisi sayısı sadece 32 bin idi. Bu sayılar, Türkiye şartlarına göre oldukça düşük bir performansı gösteriyordu.
Türkiye’de Prof. Dr. Recep AKDAĞ’ın Sağlık Bakanı olması ile 2003 yılında başlatılan “Sağlıkta Dönüşüm Programı”, sağlık alanının yeniden düzenlenmesini sağlama yolunda atılmış modern bir adımdır. “Sağlıkta Dönüşüm Programı” nın amacı, sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyetle uygun bir şekilde organize edilmesi, finansmanın sağlanması ve sunulmasıdır.
Bu dönemde toplumun ağız-diş sağlığı açısından bilinçlendirilmesi, eğitiminin sağlanması ve koruyucu hekimlik çalışmalarıyla tedaviye yönelik yapılanmaların tamamlanması amaçlanmıştır.
2009 yılında “Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği yürürlüğe konulmuş, Bakanlar Kurulunca diş hekimliğinde 6 branşta uzmanlık alanları belirlenmiştir. Fakat bu yönetmelik Danıştay’ın 2009/8191 esas sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Uzmanlık alanları 6225 Sayılı Kanun ile 2011 yılında 8 branşa çıkarılmıştır. Kanun yürürlüğe girdiği tarihte hâlihazırda diş hekimliği fakültelerinde doktora eğitimi yapmakta olanlardan isteyenlerin Sağlık Bakanlığı kadrolarında maaşlı olarak eğitimlerine devam etmelerine imkân sağlanmıştır.
2003 yılında yürürlüğe konulan “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında Sağlık Bakanlığınca sunulan ağız-diş sağlığı hizmet kapasitesinde ve hizmet çeşitliliğinde önemli yatırımlar yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünce alınan 06.10.2010 tarihli ve 39929 Sayılı Makam Onayı ile kamudaki diş hekimliği hizmetleri yeniden yapılandırılmıştır. İlki 1988 yılında açılan Sağlık Bakanlığına bağlı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinin (ADSM) sayısı 2002 yılına gelindiğinde 14’e (SSK tesisleri dâhil) yükselebilmişti. Bunların sayısı 2019 yılsonu itibariyle 132’ye yükselmiştir. 1986 yılında İzmir Eğitim Diş Hastanesi ve 2002 yılında ise İstanbul Okmeydanı Diş Hastanesi açılmıştı, 2003 yılı ile 2019 yılı sonu itibariyle Sağlık Bakanlığına bağlı diş hastanesi sayısı 31’e ulaşmıştır.
Ağız-Diş Sağlığı Hizmetlerinde Eğitim
İlk dişçilik okulu olan İstanbul Diş Hekimliği Okulu 1908 yılında, Maarif Nazırı Emrullah Efendi (1858-1914) döneminde, Tıp Fakültesi ilk dekanı Cemil Topuzlu (1869-1958) tarafından kurulmuş ve yürütülmesi Dr. Halit Şazi’ye (1869-1921) bırakılmıştır. Diş hekimliğinin öğrenim süresi o zamanki Fransız okullarına uygun olarak 2 yıldı. Dişçi Okulu ilk mezunlarını, 30 Temmuz 1911 tarihinde vermiştir.
1928’de çıkan “Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun”un 30. maddesi, diş hekimliği uygulama yetkisini yalnızca Diş Hekimliği Okulundan mezun olanlara vermiştir. Bu şekilde, hem diş hekimliği mesleği bir disiplin altına girmeye başlamış hem de Diş Hekimliği Okulu’nun gelişimi hızlanmıştır.
1933 yılında üniversite reformuna kadar, eczacı ve dişçi okulları tıp fakültesine bağlı olarak yönetilirken, 31 Temmuz 1933 de Dişçi Okulu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Diş Hekimliği Yüksek Okulu adını almıştır. 31 Temmuz 1933’te eğitim yılı, 3 yıldan 4 yıla çıkarılmıştır.
Diş Hekimliği Yüksek Okulu, çok uzun zaman Tıp Fakültesine bağlı kalmış ve onun tarafından yönetilmiştir. Tıp fakülteleri yöneticileri için öncelik tıp fakültelerine verilmiş ve diş hekimliği okulları hep ikinci planda kalmıştır. Bunun sonucu olarak, diğer okullar gibi diş hekimliği okulu da beklenilen düzeyde gelişme gösterememiştir.
11 Temmuz 1964’de Diş Hekimliği Yüksek Okulu Tıp Fakültesinden ayrılarak İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine dönüştürülmüş ve eğitim süresi 5 yıla yükseltilmiştir.
2015 yılı itibariyle Türkiye’de diş hekimliği eğitimi beş yıllık olup, eğitimin ilk üç yılı teorik, son iki yılı ise klinik ağırlıklı bir eğitimi kapsamaktadır. Bu beş yıllık program içinde diş hekimi adayları, ağız-diş sağlığının sağlanması ve korunması, diş ve diş etleri hastalıklarının tedavisi, diş ve çene ameliyatları, eksik dişlerin protetik olarak tamamlanması gibi konularda eğitim alırlar.
Diş hekimliği fakültesindeki eğitim, “Temel Diş Hekimliği” ve “Klinik Diş Hekimliği” eğitimi olarak iki aşamadan oluşur. Beş yıllık eğitim boyunca öğrenciler hem teorik hem de pratik açıdan yetiştirilir. Temel Diş Hekimliği eğitiminde, temel fen bilimleri dersleri ile hekimlik nosyonunu almaları için temel tıp dersleri verilmektedir. Eğitimin son iki yılında ise, meslek dersleri ve klinik pratiği ağırlık kazanmaktadır.
Bu eğitimlerini başarı ile tamamlayarak lisans diploması alan kişilerin, meslek içinde uzmanlık sınavına girerek akademik kariyere devam etmeleri veya o dalda uzman olarak görev yapmaları mümkündür. Diş hekimliğinde Uzmanlık Ana Dalları ve Eğitim Süreleri 1219 Sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 14 ile belirlenmiştir.
Temel Kaynakça;
Atasever M. (2015), Türkiye’de Ağız-Diş Sağlığı ve Dental Görüntüleme Hizmetleri, Ankara. Kitaba erişim için; https://www.nobelkitap.com/arama?q=mehmet+atasever&full_kt=

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir